Kayıtlar

Lucky Strike etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kahraman Zabıtalar Oyun Sahnesinde !

Hiç uzatmadan, karalayıp kaçıyorum; "Ahh eski zamanlar. 7-8 lira verip devlet tiyatrolarına gider. O dizilerde, filmlerde gördüğümüz oyuncuların birbirinden kaliteli oyunlarını izlerdik." diyeceğiz yakında, çok az kaldı. Neden diyeceğiz peki? Şehir tiyatrolarının artık "belediye bürokratlarınca" kontrol edilmesi mevzusu bugün artık her gazetede, blog'da yazılıp çiziliyor. Devlet sahnesi özgürlüğün, rahatın simgesi bütün oyuncular için. Kar amacı gütmeden akıllarındaki senaryoları yazar çizer oynardı bu adamlar. Nasıl bakkal çırağından eczacı kalfası olmazsa, belediye görevlisinden de sanat yönetmeni olmaz. Bu kadar basit. E tabi bu duruma hemen gelinmedi. Destekçi gazetelerin ve yavşak köşe yazarlarının, Türk sinemasında ve tiyatrosunda bulunan cinsel öğeleri cımbızla çekerek, pireyi deve yapmalarıyla imkan verildi bu duruma. Devletin artık daha aile ve kültür içerikli filmlere destek vereceğini açıklaması, nasıl destek bekleyen ufak çaplı sinema projelerine ...

Boş Koltuk

Bu akşam hafif bir hüzün var bende. Ağabeylerini uzak diyarlara yollayan ufak kardeşin hüznü diyelim. Her eve geldiğimde, her birini salonun farklı bir köşesinde görür, tek tek yanlarına gider sarılırdım. Artık o alıştığımız köşelerinizi boş yada başkalarının varlığı ile görmek aynı tadı vermeyecek, üçünüzün de. Çok yakında aynı kervanda buluşmak üzere. Sizi seven bütün "ajanlarınız", "bajçeleriniz", "başkanlarınız" adına. Ömür.

Elveda demeden gidenlerden: Rauf Denktaş

Resim
Kaç siyasetçi tanırsınız ve tanıdıklarınızdan kaç tanesinin kendine has hitap edilme şekli vardır? Anayurdu, oturduğu evden sadece birkaç kilometre uzaklıktaydı ama bambaşka bir devletti orası. Bir zamanlar sokaklarında koşturduğu mahallesi artık onun mahallesi bile değildi. 87 yıllık hayatı boyunca orayı geri almayı istedi, yüzünü bile unuttuğu arkadaşları vardı belki de. Devlet kurabilme şansına muktedir olabilen nadir insanlardandır O. Sizce neden gerek dahili gerek harici hiçbir siyaset mensubu insan O’nun hakkında kötü bir namede bulunmaz? 60 yıllık siyaset hayatında bulunmadığı yer, elini sıkmadığı lider, katılmadığı balo kalmamıştır. Hangi ülkeye giderse gitsin, hangi ortamda bulunursa bulunsun, her zaman nasıl davranılacağını, kati görgü meşrebini bilen nadir bir insan olmuştur. Eli kalem tutan, yazdığı eserler ile neşriyatın içinden gelen bir adam O. Sokakta dolaşır, halkının halini sorar, yoldan çevirir, elini sıkar, bütün Lefkoşa esnafını tanır, pasaportu yıpranmamı...

ÖZET 2

SON DAKİKA.. Fenerbahçe başkani Aziz Yıldırım tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Fenerbahçe Uefa'ya açtığı davayı kazandı ve şampiyonlar ligine Trabzonspor'un yerine gidecek. Fenerbahçe'nin küme düşmesi söz konusu bile değil. Yazıklar olsun TFF ! (Alıntı) Fenerbahçe Uefa'dan tazminat alacak hatta, valla. Desem hiçbiriniz yemezsiniz. Yediyseniz de "zuhahaha" yani. Ey ahali Füze kalkanı kuruyorlarmış memlekete. Facebook'da herkes cayır cayır paylaşıyor. "Asıl hedef Türkiye, uyanın genşler, vatana sahip çıkın". 2011-2012 Eğitim Öğretim yılının başlaması ile yüksek lisansa veya açık öğretime başvurarak askerlikten kaçacak olan sap sayısının artışı, vatana sahip çıkma konusunda önemli ölçüde fikir vermektedir bizlere. Yüklendim siyasetten devam ediyorum. Bedelli Askerlik konusunda Bahçeli "Bedelli hani bilmiyom ama olabilir de ya, sonuçta üniversitelerde bi sürü ülkücü gencim var" tarzından sinyali çakmış hükümete. Bu haber pat...

ÖZET

Burayı arada bir ziyaret etmek gerekiyor. Yoksa herkesin bildiği bekowsky kendi kimliğinden sıyrılarak hiç birinizin tanımadığınız beko ’ya dönüşebiliyor. Ne me lazım, gündem bomba gibi zaten bazen ofisi polisler basacak üçümüzü beşimizi şike soruşturmasından alacaklar die korkuyorum. 2011 de bildiğin gözümüzün önünden akıp giderken bu sene de hiç bir şekilde ne kendi yararımıza ne de halkın yararına bir boka bulaşmadan geçip gitmiş oldu bizim için. Beynimizi soru işaretleriyle bırakan bir dünya gelişmeyle geçiştiren meydasından tut, Simav ’ı unutup Somali ye yelken açan Nihat Doğan’ına kadar her boku gördük. Uyarmadı demeyin bak söylüyorum 6 Kasım 2011’de kurban kesimlerinde kan gölüne dönecek sokakların ve sahibinden kaçarak erken kurban edilecek dana ferhat ’ların haberini şimdiden veriyorum. Kimse kusura bakmasın, hiç biriniz durduramazsınız beni bu gayrı ciddi yazıyı bitirmemden. Herkesin dilinin ucundaki şeyi ben de söylemek istiyorum. Kızlara ofsayt ı anlatmayı daha ...

ALGI

Resim
Gece midir insanın üstünü kapatan? Yoksa insan mıdır tüm kederlerini geceye saklayan? Karanlık ile hüzün arasındaki bu sıkı bağ nedir, nereden gelmiştir kesin olarak bilmek mümkün değildir ama tahmin etmek o kadar da güç değildir. Gecenin karanlığıdır aslında insana cesaret veren içerisini dışarı çıkarmaya imkan veren. Gözün en az görebildiği mesafe kadar yakındır yalınlık bize, kalabalıktan kaçmaya çalıştıkça İstiklal’de insan seline kapılmaktır yalnızlık. Her yolun bir sonu vardır ama senin yolun asla bitmez, yürümekle yükümlüsündür, cezandır o senin. Ve insanoğlunun en eski icatlarından olan bir su eşlik eder sana bu yolda, içtikçe kanamaz ama bir o kadar da kendinden geçersin. Bir sebebi vardır gecenin sana belli özellikleri hatırlatmasının. Karanlığa sığındıkça yüzüne vurmaktır büyüklüğünü acıların ve bir o kadar da göstermektir sadece kalabalık içerisinde biri olduğunun. Neyse ki Hayyam’ın mirası elimizde, uyuyamayan, unutamayan insanların imdadına yetişmekte. Unutulmayanlar...

Yüksek Gerilim

Resim
Blogger’ı siyasetten uzak tutmak gerek, zaten kapalı kendisi kanunlarca. Ama bir kere kalemi kırılmış birine ikinci cezayı kessen ne olur ki? O zaman gelsin; Al işte yine aynısı oldu. Yine “barış” dediler, kelime manşetlere düşmeden bombalar düştü. Bu aralar çok Banu Avar okuduğumdan mıdır nedir bilmem ama bu “devrimlere” bakış açım daha geniş bir perspektif kazandı. Ben ilk defa bir ülkenin Cuma namazlarıyla devrildiğini gördüm. Önce wikileaks dediler, Tunus’a saldırdılar. Polis kalkanları indirdi, asker kışlasından çıkmadı, biri kendini yaktı (belki de delinin biriydi), vatandaş bakanlıkları yağmaladı hükümet kaçtı. Adını Yasemin koydular “devrimin”. Şimdi keyifleri yerinde, havalimanlarına günde kaç tane ABD uçağı iniyordur sayamam inanın ki. Sonra Tahrir Meydanı diye bir yer varmış Kahire’de, oranın varlığını keşfetti birileri. Haftalar boyunca insanlar orada yattı kalktı ve sonunda 25 yıllık Man Utd teknik direktörü Alex Fergusonun bile tüylerini ürperten olay gerçekleş...

Orta

Resim
Hayatın hep bir dengesi vardır. Bu dengeye “orta” derler sanırım. Hani bir “şeyin” hepsine sahip olamazsınız ama aslında hiç yok da değildir, biraz da olsa mevcuttur. Hayatı hep ortalarda yaşamak zorundayızdır. Ne çok mutlusundur, ne de mutsuz bir insansındır. Üst seviyelerde başarılı bir insan değilsindir ama başarısız hiç değilsindir. E haliyle çok paran da yoktur ama cüzdanın da boş değildir aslında. “ben özgürüm, kanatlanacağım” dersin ama birisi tutar ayağından. Ne göktesindir, ne yerde.. Orta halli insanlarız bizler. Amacımız suya sabuna dokunmadan yaşamak. Her ileri bir adımın bir ilerisi de var olduğundan, bulunduğumuz çukurdan daha derine gömmemeye çalışırız kendimizi, nefes alabildiğimiz yerdeyiz en azından deriz. Trafikteki dolmuş bile orta şeritten gider, işe giderken koridorda ortadan yürürsün, kahve ile şekeri eşitlersin, ne kahvesi fazla olsun ne şekeri az olsun.. “orta” olmanın bu kadar “ortak” olduğu bir şehirde kendimize sanırsam “normal” diyebiliriz ama sokaktak...

Kısa

Resim
Özlem duyuyorsun birşeylere. Birşeyler canını sıkıyor, daraltıyor.. “Yeter!” diyorsun , yetmiyor. Kaçıyorsun bazen ama sonunda hala orda olduğunu biliyorsun. “Yakaladım” derken balık suya geri düşüyor.. En çok da neyi özlediğini bilememek fenaymış. Bir boşluk var içinde, hissediyorsun, nedendir dolmuyor ama. Kararmış sanki dünya, gündüzler çok kısa. Herşeye kızıyorsun. Ota boka yaramaz şeyleri kafaya takıyorsun. Arada bir sorgulamayı bırakıp unutuyorsun, hafif bir gülümseme yayılmışken yüzüne, seni bozan bazen telefondaki tanımadığın ses bile olabiliyor. Sonra kafayı çevirip bildik yüzlere bakarsın, hepsi aynıdır. Az önce görmediğin sestir onlar. Çantan hazır değil ama bir yolculuk telaşı var. Keşke içine o güzel insanları da doldurup gidebilsem diyorsun. Ama gelmiyorlar seninle.. Eğer bu isyansa, tez zamanda kendi kellemi kesmeliyim buna son vermek için..

Sinir Krizi

Resim
Bugün anladım ki aslında kimse kimseyi takmıyormuş. Herkes başını önüne eğip işini yapacakmış, konuşmayacakmış. Ne kadar çabalarsan çabala, karşındakiler bir şekilde aklındakileri okuyup sana tam tersini vermek için elinden geleni yapıyorlarmış. Bundan sonra onlar için ter dökmeye gerek yokmuş. Artık vakti gelmiş yeni limanlara yelken açmanın...

Günün Yorumu

Resim
El Clasico, Messi, Ronaldo, Nou Camp falan derken Habertürk'te okuduğum bir haberin altındaki yorum beni benden aldı. "Allahım!!" dedim, bir tek ben değilmişim meğersem böyle düşünen dedim. Aslında haberin pek bir önemi yok, beni büyüleyen aşağıda kare içerisinde işaretlemiş olduğum yorumdur. Haberi printscreen yaptım, bloğa yükleyince yazılar okunmuyordu, link olarak iletmek ve benle aynı hisleri yaşamanızı istedim.. Buyrun; >> http://i51.tinypic.com/2urs6sg.jpg

pazar

Resim
Arkadaş nedir bu wikileaks olayı? Şimdiye kadar adamlar milyon tane belge açıkladı da, anca mı bizim memleket insanlarımızın aklına geliyor.. Akşam saatlerinden itibaren facebook-twitter-haber siteleri üçgeninde mevcut iktidar hakkında çok gizli belgeler mevcutMUŞ.. bazılarına inanmak için belgeye de gerek yok hani ama neyse. Zaten hiç anlamam gizli belge dediğin şey, nasıl gizli kalmayı başaramaz. Derbi maç olur olay kopar, tarihimiz Haydarpaşa yanar belediye bakar, başbakan hakkında milyon tane yazı sanal ortama düşer.. Sanırsam şu retweet bugünü özetliyor; #haydarpasa #maç #wikileaks ne günmüşsün be pazar bizde seni skcı sanardık..

Into The Wild

Resim
Into The Wild , nam-ı diğer Özgürlük Yolu.. Bir "hayat"ın hikayesi ama nasıl bir hayat. Biyografilerden hoşlanmam pek ama seneler önce bu filmi sırf Sean Penn yönettiği için izlemek istemiştim. Hayatım değişmedi tabi bu filmi izleyince ama izleyen herkese hissettirdiği gibi bana da elimde sadece bir yaşamın olduğunu ve onu yönetmenin sadece ve sadece bana ait olduğunu aklıma getirdi. Chris'in tüm yaşadıklarının harfi harfine gerçek olması insanı derin sorgulara itmiyor değil. E tabi bunda etkilendiği yazarlar da cabası.. Jack London, Hemingway, Thoreau gibi Chris'in okuduğu isimler yaratışılın aslında doğadan geldiği, sosyalizm, özgürlük, anti-kariyer gibi kavramları bastıra bastıra aklımıza sokuyor filmde. Büyük topluluklar halinde yaşayan, geçim sağlamak için birbirlerini yok sayan insanlardan uzak olmanın nasıl bir his olduğunu anlatıyor bize. Cebindeki bütün parayı ve kimliklerini yakar ve ortadan kaybolur Chris. Alaskadır hedefi ( heart of the wild ). Kimsenin ol...

Soru İşareti

Resim
İşte bu öldürür insanı aslında. Bilememek ve hiçbir zaman bilemeyecek olmak. Bazen ne pahasına olursa olsun arkadaş diyorum ama gücüm yetmiyor bazen, soramıyorum.. Soramam da zaten. Şuan bildiğim şey gerçek mi bilmiyorum ama olmamasını isterdim. Tutup da kolundan "neden?" demek isterdim, "neden yaptın?". Aklımdaki cevabı alır mıydım bu soruya emin değilim ama bir de ondan duymak isterdiniz değil mi.. Odanın sessizliğinde, gecenin karanlığında, başlat çubuğunda sizinle sohbet edenlerin konuşma penceresi kalmadığında yapacak ne kalır ki? Bi kere kesinlikle uyuyamazsın. Vakit geçsin diye kitap mı okursun, hadi ordan.. Film falan yalan zaten kafan doludur. Söyleyeyim ben ne yapılacağını.. Düşünürsün.. "NEDEN?"

72

Resim
Bugün 10 Kasım 2010 . Aslında fazla çene çalmaya da gerek yok hani. Musoski kardeşimizin anlattığı bir hikaye vardı, Yılmaz Özdil'in köşesinde buldum onu bugün. Sade ve basitti, fazla söze gerek yoktu.. Ekim 2007, İzmir. Alsancak’ın en meşhur dövmecisi Köprüaltı’na gençten biri girer, kolunu sıyırır, dirseğine doğru Mustafa Kemal’in imzası vardır, bir bankada çalıştığını, bu dövme yüzünden işten atılmakla tehdit edildiğini anlatır, tırsmıştır, ekmek parası filan diye ağlar, “ silin ” der. * Hep söylerim, ekmek parası diye ağlayanın maaşını, tavuk gibi buğdayla ödeyeceksin! * Adeta bomba düşer dövmeci dükkânına... “Bu gördüğün eller Atatürk’ü yazar, Atatürk’ü silmez” deyip, kapı dışarı ederler. Ve, internet sitelerinden alenen duyururlar: “Ey ahali, madem öyle işte böyle, bugünden itibaren burada, Atatürk’ün imzası bedava! ” * İlk kim, nerede yazdırdı bilmiyorum ama, Atatürk imzasının furya haline gelmesinin miladı, bu olaydır. * Bir ödlek geri adım attı... On ...

Need a Move ?

Resim
Hergün biraz daha aynılaşıyoruz, biraz daha " dün " gibi geliyor. Yarını beklemek için hiçbir umut yokken geçmişte takılıp kalan benim bu halim normaldir sanırsam. Siz siz olun, yarın larınızı sorgulayın. Değiştirilmesi gereken şeyler elbet çıkacaktır.

29 Ekim

Resim
Bugün 29 Ekim 2010, Cumhuriyetimizin kuruluşunun 87. yılı. İnsanların akıllarına, ben de dahil buna, nasıl kutlamalar yapılacağı, boğazda kaç milyon dolarlık havai fişek patlatılacağı düşüyor. Kimisi başbakanın ağzından çıkacaklara bakıyor, kimisi "genelkurmay konuşsa da bi dinlesek" diyor. Gülüyorum. Bu tür günlerde asıl olan manevi değerlerin ve kimliklerin "hatırlanması"dır. Fakat gel gör ki bizim memleketimizde bu harika günü anımsamamız bir nevi atamızı birilerinin gözüne sokmamız ile geçiyor. Birkaç havai fişek patlatıyoruz, teknede birkaç parti, askerlerin botlarını yerlere sert şekilde vura vura geçişi dışında pek de önemli birşey olmuyor açıkçası. Asıl olan 1923'ü hatırlamak değil midir? Asıl olan ne kadar minnettar olduğumuzu göstermemiz değil midir? Ben şahsen artık belli bir raddeden sonra cumhuriyetin, Atatürk'ün ne kadar vehim değerler taşıdığını toplumumuzda yuvalanmış seccade kesimine anlatmak istemiyorum. Bugünün sadece fikirlere saygı, şahs...