Kayıtlar

aşk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

yok artık

Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsın ... ızdır aslında... En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Göz yaşlarınız da, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak... Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; "Ölmek var, dönmek yok"tur. Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını. Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya. Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz: "Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..." Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız. Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böyle miydi ya.....

AŞK

Mevlana derki; her kimin yakası bir aşktan dolayı yırtılmışsa, o hırstan ve ayıptan tamamıyla temizlenmiştir. kimde aşk endişesi yoksa, o kanatsız kalmış bir kuş gibidir, vah ona! ey bizim sevdası güzel aşkımız; şad ol!.. toprak beden, aşktan dolayı göklere çıktı; dağ (bile aşktan) oynamaya başladı, çevikleşti. yemyeşil aşk bağının sonu, ucu-bucağı yok; orada gamdan ve neşeden başka ne meyveler var! aşk dâvaya benzer; cefa çekmek de şahide. şahidin yoksa dâvayı kazanamazsın ki! her ne kadar dille anlatmak aydınlatıcı ise de dile (gelmeyen) aşk, daha parlaktır. aşk seçkin erler için gemiye benzer. gemiye binen kişinin bir âfete uğraması nâdirdir, çoğu zaman kurtulur. aşkın yüzlerce nazı, edâsı, ululuğu var. aşk, yüzlerce nazla elde edilebilir. aşk vefakâr olduğu için vefakâr olanı satın alır. vefasız adama bakmaz bile. aşkın beş yüz kanadı vardır. her kanadı, arştan yer altına kadar bütün kâinatı kaplar. aşk, denizi bir çömlek gibi kaynatır; aşk, dağı kum gibi ezer, eritir. aşk, gökyüzü...

Bitiş / tükeniş ve sahneyi terketme hakkında...

Resim
Uzun zamandır yasama kendını kaptırmak ; yasamaktan yazmaya zaman ayıramamak ; kafandakılerı toparlayamamaktı benı susturan..Sustuklarımı ıcımde bırıktıren.. "Durma yagmur durma"dıye dıye yagdırdıgımız yagmur tekrar tetıkledı "bıseylerı" ıcımde.. Onca bılmıs konusmalar , hayatın sırrını cozmuscesıne koyulmus noktalar aslında sadece vırgulden ıbaretmıs.. Aynı kadının sarkılarını farklı zamanlarda bır hıkayeymıs gıbı dınlemek , her sarkı senın ıcın yazılmıs gıbı tum satır aralarını gordukce kapanmak ıcıne..Okudugun hıkayelerde baska hayatlara sızmaya calıstıkca gercekten uzaklasmak yerıne gercege yakınlasmak.. Hıcbır "exıt" levhasını gormeden tum kavsaklara bodozlama dalmak..Acının acıyı cekmesı ; ısteyerek / ıstemeden mazosızme dalmak..Dalınca derıne kacmak ; cıkarılacak kum bulamamak.. Goz gore gore , bıle bıle ; belkı bır kırıntı bulurum dıye anlamlar yuklemeye devam etmek , yukleyecek anlam , karsılıgı bır turkce kelıme bulamamak ; ana dılınde bagıra...

Üzüntü ve muz kabuğu

Resim
ahir özrümüzde azalan günleri ne yapsakda saklasak düşünceleri içinde bir mesai mahkumu ve lanet olasıca kapitalizmin esiri (bu aralar çok film izledim,aklımdan mütemediyen film replikleri geçiyor, ohh shit) olduğumdan dolayı bu mantık sosuna bulanmamış fikirlerimi şahsıma iş için ayrılan güzide pc de yazmaktayım. hastalık , moral bozukluğu, güzel gözlere ulaşamama vb. kündeye getirici düşünceleri votkaya katılan elma suyu mayisi ile boğdugumuzdan , bir de hayat denen yarışda akacak bir mecra bulamadığımdan kelli kendimi vurdum boşluğa nihilist insanlara selam ederek. insanın aklı çalışıyor durmadan , benim ki sürekli kısa devre yaptığından dolayı normal insan evladı gibi olmak istiyorum ama mamafih beceremiyorum, eh likit tüketim fazlalığı bizi bu hale getirdiğimi düşüncesindeyim. kendimi dağa, bayıra vursam ,çıktım daha öncede dağlara bir bok bulamadım , edebiyat sanat desek zaten okulunu okumuşum üstüne birde okumanın suyunu çıkarmışım, yeni aşklara yelken açmak isterken bakmışım ne...