Kayıtlar

don kisot etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

öylesine

Resim
Devlet tiyatrolarının kapanması , 19 mayıs gençlik bayramı , Türkay Saylan'ın ölüm yıldönümü , Uludere'de yaşananlar , Başkanlık sistemi falan derken aslında politik bir başlık seçip uzunca bir şey karalanabilir ama sanırım uzun zamandan beri hiç niyetlenmediğim şey böyle siyasi bir kaç kelam karalamak. Hele hele ne söylesen çabukca yandaş , karşı damgasını yemenin kolay olduğu ve arkadaşlarının bile düşüncenden dolayı senden uzaklaştığını varsayarsak siyasetim zihnimin dibinde kalsın en iyisi. Sıradan hayatın sıradan zamanını harcamayı çok sıradanlaştırdığımız yaşlara geliyoruz sanırım. Mutluluk kelimesinin anlamını sadece hatıraları anarken kullanmaya zorluyoruz kendimizi. Memnuniyetsizlik , beğenmeme , umutsuzluk , ileriyi görememe gibi kavramlar mutluluk kelimesinin üstüne çıkmış kolbastı oynuyor sanki dilimizin itiklemeleri ile. Herkes televizyonda gördüğü seksenler , doksanlar programını düşünüp ah ne mutluyduk o zamanlar çok şey değişti gibi kaçak dövüşmeyi tercih ediy...

Boş Koltuk

Bu akşam hafif bir hüzün var bende. Ağabeylerini uzak diyarlara yollayan ufak kardeşin hüznü diyelim. Her eve geldiğimde, her birini salonun farklı bir köşesinde görür, tek tek yanlarına gider sarılırdım. Artık o alıştığımız köşelerinizi boş yada başkalarının varlığı ile görmek aynı tadı vermeyecek, üçünüzün de. Çok yakında aynı kervanda buluşmak üzere. Sizi seven bütün "ajanlarınız", "bajçeleriniz", "başkanlarınız" adına. Ömür.

3.yıl yazısı

bu blog ile blog aleminde ; bir kış günü soğuktan titrediğimiz günlerde sevgili arkadaşım Bekir Gögce ile beraber çeliktepe cengizhan lisesi'ne yakın bir mekanda bir hevesle buralarda yer edineli tam 3 yıl olmuş. Ben aslına bakarsanız ilk başlarken ne yazarız ne ederiz diye düşündüğümde böyle arkaya dönüp baktığımda ruhsal hikayelerimin hiyerarşisini oluşturacağını hiç tahmin etmezdim. Buraya yazılanlar aslına bakarsanız zihinsel mastürbasyondur genel anlamda ama içinde faideli notlar,yazılar,bilgiler ve bir sürü kıvrak fikirler de oluşmuş. Neredeyse 1000 e yakın yazı ve bir çok konu hakkında fikir beyan etmişiz. Televizyonda,dergide,işyerinde,sokakta,otobüste gördüğümüz şeyleri burada paylaşmak bir bakıma görev oluyor belli bir süreden sonra. Burada belki 5-10 kişinin okuduğu bir yazıyı yazmak resmen bir heyecan ve içinin kıpraşmasına sebebiyet veren bir kıvılcım ciddi anlamda. Daha sonraları büyüyüp bu kadar yazar kazanmak , bir sürü arkadaşımızın içinde var olan duygularına blog...

mendes avm

Resim
 fernandesin alternatifi bosingva  cenk, rüştü çıkmazları  stoper eksik diyen ağzımıza doldu bütün takım stoper oldu.  yine de ilk gidecek adam hilbert! veli, burak, tanju'dan birisi bile tutsa piyango.  sidnei&bebe soru işaretleriyle dolu.  tutsalar alınmadığına mı yanarsın, opsiyon fiyatlarına mı.  tutmasalar giden sezona mı yanarsın, ne var ki zaten kiralıktı savunmalarına mı? onur, rıdvan gelir mi bu sene. rıdvan bir şansı her halükarda hakeder de. genç oyunculara verilen sabır bazen "mehmet sedef" örneğindeki gibi sınırları zorlamıyor mu? guti, quaresma, simao, almeida yanyana yazınca biter mi dertler. bitsin mi ya da. en azından sezon başında. ama umutları iyice kırdın noat samisa . bu işlerin üstadı ters manyel dir aslında.

ersan dediğin kaç kuruşluk adamdır!

Resim
sana siyah-beyaztan gayrısı yalan! kap'a yapılan açıklama şu şekilde; Oyuncu Ersan Adem Gülüm'ün transferi konusunda Adanaspor Kulübü ile anlaşma sağlanmış olup; sözleşme fesih bedeli olarak Adanaspor Kulübü'ne 2.000.000.Euro ödenecektir. Ayrıca oyuncunun 2011-2012 ve 2012-2013 sezonlarında Süper Lig, Türkiye Kupası ve UEFA Kupası karşılaşmalarında yer almasına bağlı olarak Adanaspor'a sezon başına 1.000.000.Euro'ya kadar ek ödeme yapılabilecektir.  http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=158619 sözleşme fesih bedeli olarak bir bedel belirlenmişse extra bir ücret ödemenin anlamı nedir anlayamadım? madem bir bedel koyulmuş kendisine ödemeyi taahhüt etmişsin, ayrıca kulübüne minnet etmeye devam etmenin anlamı nedir? açıklamadaki "yapılabilecektir" ibaresi ne kadar açıklayıcı bir durum! egemenin alındığı, sivok'un, ferrari'nin satılamadığı, toramanın - ki bence bjk gibi bir takımda sürekli yedek olması gerekendir- stepnede beklediği, sid...

can sıkıntısı

Resim
gecenin 3ünde böyle bir şey çizmek normal midir? evet aramızdaki psikologlar resimleri hep  siz gösterecek değilsiniz ya; söyleyin bakalım neyin nesidir, alamet-i farikasını bir de sizlerden dinleyelim? bana göre can sıkıntısı, onlara göre intihara meyil :) uykusuzluğun sporu danone gururla sunar..

birbirleri için yaratılmışlar

Resim
haber siteleri arasında gezip, gündeme dair ne var ne ne yok diye dolaşırken denk geldim yukarıdaki görüntüye. ayrılmasaymışsınız be siz. yoksa bunlardan iki tanesi bir daireye dar mı gelir? cem yılmazdın dediği gibi; - sen, ah, sen! biraz şarap alır mıydınız:)

kızlar için ofsayt dersi

Resim
Kızlar sizin için üşenmedik ofsaytı anlattık :)  Şöyle ki : Mango'ya girdiğini düşün. Yanında bir arkadaşın var. O kişi seninle a...ynı takımda yer alıyor. Karşı takımda da sevmediğin kızlar var. Lakin Mango öylesine kalabalık, öylesine kalabalık ki anlatamam. Sende takım arkadaşınla beraber bir bluzu beğendin. Karşı takımdaki sevmediğin kişilerde aynı bluzu beğendiler. Ama siz bu bahsedilen bluzu onlardan daha önce kaptınız.Kasanın kale olduğunu düşünelim. Karşı takımdaki kızlar da kasaya ulaşmamanız için savunma yapıyorlar ve kasanın önünde dikilmiş bekliyorlar. Senin de şöyle bir planın var. Takım arkadaşına diyorsun ki; "Sen kasanın arka tarafına geç, ben sana bluzu atayım, ödemeyi yap ve bluzu alalım." Arkadaşın kasanın arkasına yani kızların arka tarafına geçiyor ve sen bluzu ona fırlatıyorsun. Bu durumda ofsayta düşersiniz. He ama böyle yapmazsanız, sevmediğin o kızlarla yüzyüze, tartışarak, çirkefleşerek aralarından sıyrılıp kasaya ulaşır, ödemeyi y...

gol @ntv

Resim
yeni gördüm daha, ersin gittikten sonra boşluğuna getirilen emek egeyle güntekinin yeni programı; eskilerden videolar, lig lig analizler vs. ama ikisinin arasındaki anlamsız uyuşmazlık, ya da emek egenin dünya kupasından kalma arkasında heyecanlı taraftar kitlesiyle bağıra bağıra ve heyecanlı konuşması devam etmesi göze batıyor. hele birkaç kere güntekinin sözünde araya girmesi yok mu fazla uzun sürmez bu birliktelik dedirten cinstendi. emek egenin birkaç haftada soğukkanlı ersin düzen sunumuna geçiş yapabileceği de pek beklediğim bir şey değil, o heyecanlı, o hızlı hızlı dökülen kelimeler ikilinin üçlüye dönmesiyle devam eder demedi demeyin. güntekinin canına tak ederse kendisine bir tavsiye; hikmet karamanı bir programda emekle baş başa bırak, daha sonra istediğin kıvamda bulursun hocam!

kara mizah

Resim
uzun zaman sonra dönüş sinyalimin bu resimle olacağını nasıl bilebilirdim. 1 değil 5 gol atsan da orda kal!

haydarpaşa

Resim
İlk defa yanmıyor halbuki. Çok yıl geçmedi aslında aradan da; sırasıyla beşiktaş, kadıköy iskelerinden sonra beklemesi en keyifli yerlerden biriydi. Yani sanırım. Gün boyu ama seyrek gerçekleşen, hele kadıköy iskelesinden koşarak gittiğin sırada yol üstünde yarıştığın dakikalara rağmen yetişemediğin zamanlarda.  Bir sonraki treni beklemek, çay ve sigara içmekten yorulmak, o kadar yorulmak ki, bir şeyler yemez ve içmeye devam edersen kusacağını sanmak. Yanmıştı orası. Yanmıştım orada

içkili parti "zaman"ı

Resim
ah be kardeşim yetmedi mi? Tamam okulda alkollü parti vs yapmak olumlu görünmeyebilir, onaylamazsın ama olayın yanına bir de fettoş evinden fırlamış gençlerin demeçlerini dikkate almasan! Neymiş “eğitim almaya gelmiş, böyle kötü alışkanlıkların teşvik edilmesi yanlışmış!”: bir kere eğitim almaya geldiysen git evine otur gece gece ne işin var oralarda, kimsenin giremediği o maklube kokulu evinde öğrencilerinle beraber ne yapıyorsan yap be kardeşim. Hem alkolün kötü bir alışkanlık olduğunu kim söyledi sana? Kime göre kötü, bana göre değil halbuki! Ha pardon, doğru ya sizin kurumlarda iş görüşmelerinde birkaç öylesine sorudan sonra, alkol kullanıp kullanmadığı, hiç sarhoş olup olunmadığı soruluyor? Komiksiniz. Yaşasın alkolizm. (yapamadık zamanında okulda şöyle bir parti)   http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1058925&title=universite-kantininde-ickili-parti

maç öncesi: yemin

Resim
Üstteki fotoğrafta görülen görüntüden hep tırsmışımdır. Ne zaman takımım maça başlarken şu kenetlenme pozunu verse korkarım o maçtan, umutlarıma vurulmuş kara bir leke olarak maç boyu gitmez aklımdan, her yenilen golde, her kaçan pozisyonda tekrar tekrar saplanır beynime bu görüntü. Rakip içinde geçerli tabi bunlar; seramoni bittikten hemen sonra, takımım saha içi yerleşime göre dizilirken rakip takımın bu kenetleniş pozisyonuna girişi neşelendirir beni. Tamamdır derim bu iş. Bana hep bir çaresizlik gösterisi, son çırpınış sahneleri olarak görünür bu şu sarılmalar. Belki futbolcular farklı hissediyordur, suçlayamam, hissedilen şeyler tamamen farklıdır, birbirlerinin gözlerinde gördükleri, ortaya koymak istedikleri “ruh”un çağrılış seansıdır. Zaten o tribünler, yöneticiler, ahkam yazarları suçlamamışlar mıdır kendilerini bir türlü “ruh”larını koyamadıkları için. Kısa bir “ey ruh ne olur gel!” yakarışı değil de nedir bu!    

yedek kulübesi

Resim
Maça çıkılan 11le öne geçmemiz ve değişiklikleri skoru korumak, oyunu kontraya dönüştürmekten başka bir oyun planı özellikle kulübedeki isimlere bakınca bulamıyorum. Yarı sahamızın ilerisine yerleştirebileceğimiz tek isim “ali kuçik”. Maç içerisinde CM oyunu gibi hücum oyuncularının yerleriyle oynayıp duracağız anlaşılan, bari bir sakatlık çıkmasa, yine duadayız hücum oyuncularının sağlığı için. Tabi en çok da hilbertin sağlığı için :) 

lost room

Resim
Lie to me ile dindirdiğim dizi serüvenimin kısır geçen günleri, hızımı ayaralayamayıp 3. sezonun son yayınlanan bölümünü de bitirmemle tekrar karabasanım oldu. Ludwing sağolsun, emanet ettiği harici sayesinde karabulutları biraz film arşivi ve özellikle “lost room” dizisiyle dağıttı. Tabi yine değer bilemeyip, tek bir izin gecesinde güzelim 6 bölümü yalan ettik. Esrarengiz hikayesiyle dizüstü ekranına bağlasa da, çok daha uzun tutulabilecek hikayesinin sadece 6 bölüm sürmesi üzücü oldu son bulduğunda. Olağanüstü güçleri bulunan kayıp odanın nesneleri dizide bahsedildiği gibi 100 civarında olmasına rağmen, ayrıntıya girmeden, yalnızca ana 6-7 ana nesneden ibaret tutulması dizinin boyunun kısa olmasının başlıca sebebi. Tabi çoğu nesnenin senaryoda sırf dizi ömrünün uzatılması için kullanılması ayrı bir bıkkınlığa da sebep olabilirdi. Bu kısa sürüşe serzeniş, ağızlara çalınan bir parmak balın bıraktığı tadın lezzeti sebep olmaktadır tabi. Bir diğer kişisel rahatsızlık duyduğum...

paslı testere

Resim
İlk filminin hatrı yüzünden bütün filmleri izledik 7 ye kadar. Her bölüm biraz daha kötü, çokça ilkini özlemle anmama sebep duygulara sebep oldu. Buna belki de bu istemdışı kıyaslama sebep oldu. Ama her ertesi bölümün biraz daha kan, biraz daha vahşet katılarak sergilendiği görmek güç değil. Buna da kabul edilebilir olarak bakabilirdim belki, eğer testerenin mirasına; oyunlarına sebep olan düşünsel, ders verici oyunlarına sadık kalabilseydi. Vahşete sadakati övdüğüm hissine kapılsam da, söylemek istediğimin filmle, özellikle de “devam film”leri olmasından her bölümü ayrı bir testere macerası gibi değil de totalde bütünü, temel düşünceyi koruması açısından önemliydi. Spoyler içerdiğini en başında söyleyip; s.u.r.v.i.v.e isimli uyanık testere mağdurunun, başından belli olan oynanacak oyunda yapılabilecek herşeyi yapmasına rağmen kurtulamaması, yine birdeki akılla kıyaslayacak olursak affedilişi hakediyordu. Veliaht konumundaki çakma testerenin hikayesi olan ve zor da olsa “acı bir vaz...

thank god i'm me

Resim
Yes, I will - as I drive home in my limo... lay out on my sun deck... have sex with the  teenager of my choice...And that thought will be: Thank God I'm me!

some big okazyons

Resim
özgüvenin bu kadarına şahit olmamıştım. medeni cesaret/medeni cehalet arasındaki ince çizgiye dikkat!!

biz kimiz?

Resim
Meoezcan: kurucu üyedir kendisi. İşsiz güçsüz dolaştığımız soğuk 2009 kışında beraberce bir şeyler karalamaya çalıştık kendisiyle. İşsizlik bunalımımızı biraz olsun yatıştırmıştı buranın ilk heyecanları. Benim için en azından, bir de kendi ağzından duymak lazım. Duymak lazım derken atıldığı macera dolu hayat nedeniyle bi zahmet götü kaldırıp ayağına kadar gitmek gerekiyor yeşil kırmızı sahillere kadar. Küçük esnaflığın tadından olsa gerek son zamanlarda aksattığını da söyleyebiliriz buraları. Gönül olarak değil belki ama kabarık saçlarının arasına sakladığı sır gibi bir yaşamın muhabbetsel getirisini bizimle daha çok paylaşmasını isteriz. Bizzat gidip çekicem kulaklarını topalımın. Musoski: tarih hep kavimler göçüyle ilgilenir, ilkokuldan liseye kadar. aynı göçün orta asyadan karadenizin kuzeyi ve güneyine giden kırmızı okların uzunluğuna hayret ederek ıskalarız yakın tarihi. Kendisi hangi göçle gitti buradan kesitrmek güç, ama dönüşü olan yakın tarihimizin balkanlar karmaşaları ke...

mesul memurun kellesi

Resim
Başlangıç hariç Del Bosqueyle izlenen çizgide saltolar atıyoruz. Bunda hocanın alman asıllı ispanyol olmasının hikmeti deja vuyu biraz daha anlamlı kılabilir ama dün akşam karşı karşıya atılamayanları, sakatlarla ve sezon başı şusterin “bana forvet lazım!” yakarışını nobre-bobo-holosko üçgeninin varlığından dolayı kaale almayışımızla karşılamak lazım. bu özel üç adamın en belirgin algoritması oynayanın oynamayan ikisini mumla aratmasını bilmesi sanırım. Savunma olgusunun sorgulanışı, gol atma isteği ve de gerekliliğiyle kıyaslanmalı daha çok. sadece savunma oyuncularının ileri konuşlanmasını dillere dolamak, büyük takımın dönen atakları f5 leme yeteniğinin kalesine kadar geriledikten sonra işlemesini kabul etmektir biraz da, haliyle büyük takım olma bunu daha dar bir alanda yapmayı gerektiriyor. Hele rakibin şuster 60 model olarak yorumlasa da doğal olarak kendi sahasında kabul gördüğü oyun hem bu baskıyı ve dar alanı, hem de kontra yemenin zevkini sonuna kadar tattırıyor. Sorun ne ve...