Kayıtlar

jelibon etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Şakir ECZACIBAŞI'nın Ardından...

Resim
Söyleyecek çok da fazla bişey yok ardından... Kültüre, sanata ve İstanbul'a bu kadar gönülden bağlı bir kişi daha var mıdır ya da İKSV artık eski İKSV olabilecekmidir bilinmez. Ama iyiki onun yaşadığı bir İstanbul da genç olabilmiş ve festival nedir nasıl olur öğrenmişim. Kişisel tarihim için büyük kayıp ve üzüntü nedenidir. Başımız sağolsun...

Her Yerde Kar Var

Resim
Uzun bekleyişten sonra İstanbul'a beklenen kar geldi. Sabah işe gelmek için Boğaziçi köprüsünü geçerken fırtına aracı sarsarak gücünü hissettirdi. Kar yağışı sabah itibari ile etkisini artırarak devam ediyor. Bu soğuk ama seyir keyfi yüksek havada yapılacak en keyifli aktivite evde battaniye altında şahane bir film, bilumum sıcak içecekler ve bol mısır patlağı keyfi sanıyorum. Her ne kadar Ankara da devam eden Tekel işçilerinin grevi, sokaklarda ki binlerce evsiz insanın durumu akla geldikçe içimizde ince sızı gücünü arttırsada ender olarak yaşadığımız karın keyfini çıkarmaya çalışalım. Hatta çıkalım kartopu oynayalım, kardan adam yapalım, çok üşüyüp sıcacık salep içerek ısınalım. Kısacası birkaç saatliğinede olsa çocuklar gibi şen olalım...

İstanbul-2010 Kültür Başkenti - Ankara-2010 Sefaletin Başkenti

Resim
2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti için yazmak ve paylaşmak istediğim o kadar çok cümle varki aslında ama bunu bu sakin pazar gününde yaparak içimi daha fazla karartmak istemiyorum. Dün gece İstanbul da milyon dolarlık havai fişekler patlatılırken ve havai fişeklerin alındığı Fransız şirket bir kez daha ihya edilirken, binlerce Tekel işçisi ölümü göze alarak haklarını arıyorlardı ve maalesef birçok haber kanalı, ana haber bülteni bunu çok sıradan bir haber olarak görüp kısaca paylaştılar. Bize düşen bu direnişe destek vermek...

GİTMEK LAZIM...!

Resim
Son zamanlarda en kısa sürede eyleme dökmek istediğim tek şey gitmek... Nereye olduğunun çok fazla önemi yok.Yakın, uzak, sıcak, soğuk farketmiyor. Sadece biraz uzaklaşmak ve nefes almak ihtiyacı galiba bu. Belki de bir yılın sonuna gelirken tüm çabalamaların, yaşanmışlıkların, sorunların, koşturmanın sonunda bünye de peydah olan yorgunluğun sonucudur. Aslında neyin sonucu olduğunun çok da önemi yok, önemli olan bu isteği yerine getirebilmek. Yenilenmek, yeni yerler keşfetmenin ruhumda yaratacak enerjiye, mutluluğa ihtiyaç duyma durumu. Ne yaptığımın çok da fazla bir önemi yok bence yapmak istediğim şey gitmek, keşfetmek ve yenilenerek geri dönmek. Yeni bir yıla girmeye hazırlanırken, en kısa zamanda hayata geçirmek istediğim tek şey; Turist olmak, sokakta kendi kendime konuştuklarımın anlaşılmayacağı bir yerde olmak istiyorum. Tek kaygımın bütün şehri gezemeden, göremeden ayrılmak olmasını istiyorum. Bir de mümkünse şahane tatlar keşfetmeden dönmek istemiyorum...

Kırık Kalpler Durağında&Candan Erçetin

Resim
Candan Erçetin'in albümünde yazdığı gibi kendisinin billur sesini 5 yıl, 5 ay, 27 gündür yeni şarkılarını dinlemekten mahrumdum. Cuma akşamı İstiklal de sağanak yağmurun tadını çıkara çıkara yürüken, İstiklal Kitabevinin girişinde kocaman posteri görüp kendimi içeri attm ve hemen bir tane Candan Erçetin-Kırık Kalpler Durağında Cd'si edindim. Yapmış olduğum bu hamleden dolayı çok mutluyum. Toplam 16 adet şarkı var. Unutama Beni ve Ben Kimim hariç hepsi yepyeni Candan şarkıları. Bir tane de sözleri de Ayşe Kulin'e ait olan Bahar var ki sanıyorum Cuma gecesinden bu yana onlarca defa dinledim. ' Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum Yoksa böyle olduğum da mı gelir bahar Ayrıca bunun seninle ne alakası var Tabii ki ben böyle olduğum için bahar Çünkü sana değdiğinden beri ellerim Bütün kış dallarında tomurcuklar var' Bahar ve aşk böyle yalın yazıldığı ve Candan şahane söylediği için ya da ben şahane duymak istediğim için en sevdiğim Candan şarkıları arasına girdi bile. Ayr...

Kürk Mantolu Madonna&Sabahattin ALİ

Resim
Sabahattin Ali'nin kısacık ömründe kaleme aldığı bu şahane eserini Lise yılların da Edebiyat öğretmenimin zoruyla okuyup bir köşeye kaldırmış ve çocukluğun vermiş olduğu bilinçsizlikle gerekli değeri vermemişim. Sevgili Bekowsky 'i tanıdığımdan bu yana bu kitaba olan hayranlığını ve sevgisini paylaşmasından sonra tekrar okumaya karar verdim. Yapı Kredi Yayınlarından çıkan 34. baskısını aldım. Bir Cumartesi günü aldığım kitaba kendimi o kadar kaptırdım ve elimden bırakamadım ki Pazartesiye kadar bitmiş oldu. Bitirdikten hemen sonra tekrar okumak için kendimi durdurdum ve okuduklarımı biriktirmek için kendime zaman tanımaya karar verdim. 160 sayfalık bir kitabın üzerimde bu denli etkisi kalmasını ve kitabı okumanın üzerinden zaman geçtikçe değerini daha iyi anlıyorum. Kitabın kahramanları olan Raif Efendi ve Maria Puder'in yaşadığı aşkı ve bağı okuyup sonra da oturup ağla dedirten bir kitap benim için. Bir yazarın, insanların görünmeyen gizli-saklı kalmış yüzlerini böyle orta...