sabır taşından sesler
Porto maçındaki ilk golü yedikten sonra dahi koruduğum umudumun şaşkınlığıyla ertesi güne uyandım. Nasıl olur? Sorularını kendime sormam hakana ve zapoya olan kızgınlığımı yinelemekten başka bir işe yaramadı. Hakanın hatasına alıştık, her maç yenik duruma geçip durumu lehimize çevirmek için ekstra çaba sarfetmesi gereken bir takım var sahada. Zaten riskli bir defans kurgusuyla oynayan takımın maçın başında bu duruma düşmesi kurgusunu ister istemez daha da riske etmesine neden oluyor. birkaç haftadır sahlenen “tekrar” hatalar, yeni yapılanmanın, yapılmaya çalışılanın en büyük baltası, çaba-verim ters orantısının giderek açılmasında en büyük katsayı sahibi konumuna getirmiştir. Burada “kalecilik nankör meslek be kardeşim!” demogojosine sığınarak oyuncuya sahip çıkma, ya da sabır gösterme eşiği aşılmış durumda. Geçmiş yıllarda yapılan gereksiz “sabır” hataları yüzünden epey zaman kaydebildiğini ve tüm kamuoyu&tribün ikazlarına rağmen oyunun doğasına ya da içimizdeki futbol dramasını b...