Kayıtlar

sessizlikten doğan gözyaşı

insan böyle ruhsal vaziyetini ortaya sansürsüzce dökerken her şeye rağmen mutluluktan ve yaşama sevincinden bir parça ortaya koyuyor işte. ben 2 yazıdır bir taraftan kendim ile dalga geçerken , bir taraftan kendimden başlayarak genişlettiğim amatör bir psikanaliz yaparken hep ifade ettiğim şey nefes aldığım için mutluyum düşüncesi idi. Bu hayatta yaşadığım hemen hemen her günü hayyamın bana öğrettiği düsturla kendime ifade ettim ; "aldığın nefesi fırsat bil , ot değilsin ki her gün bitesin " evet ne yenilenenen felsefelere ne reenkarne edilmiş abukluklara ne de öyle 6-7 kez dünyaya gelip pürü pak olduğuna inanan bir buda felsefesine inancım oldu benim. Yaşadığım her gün kıymetliydi ve her gün nefes almak asıl içime işleyen şükürdü. Bugün seviyesiz halimle dalga geçerken kendilerini biçilmiş işinin başında ölen genç vatan koruyucularını görmek , kan kokusunun yükselerek arşa ulaştığı bir coğrafyada hala kan koklamaktan hoşlanan omurgasız varlıkların yapacaklarını düşünmemiştim...

sığlaşmanın hazzı

persona non grata seviyesinde yaşadığım düşünceler ve hararetli tartışmaların neticesinde uzun sayılabilecek bir izin döneminin tam sonuna gelirken yaşamak isteyeceğim son şey olan uykusuzluk problemi böyle sığ tanımlamalar , okuduğumuzu anladık mı seviyesinde cümlelerden hoşlanma isteği getirdi bana nedense. tamam uykusuzluk fena bişey hele ki uyuyamayarak uykusuzluğun oluşması çok acayip ama 1 haftadır düzensiz uyku saatleri ve sonunda vidanın gevşemesine sebep olan hiç uyuyamamak iyice bildiğin seviyesiz yaklaşımlarla hayatımın saatlerini işlememe sebep olmakta. 2 gündür zaten sınırlı teknolojik alet olan evimde yaptığım eylemler temizlik kokusunu içine çekmek , radyonun sesini açmak , aptal transfer haberlerinden mutluluk çıkarmak , eline kitap almak yerine magazinvari eski dergileri karıştırıp fotoğraflara bakmak. bu ne sığlık diye isyan edicem ama sevgili don kişotun dediği gibi sitem ve şikayet kelimesi yok , cısss onlar. fakat mutluluk ölçüm abdul kader keita , eboue ve dünyama...

persona non grata

İnsan için en zor dipnotlardan biri bıraktığı yerden bir eylemi aynen kaldığı gibi devam ettirebilmesidir kanımca. Yıl geçer bırakıp gittiği noktadan tekrar başlarken hissettiği duygu tarif olarak aşağı yukarı ; en anlaşılması ve uygulaması gereken detayları içeren bir küp gibi kafa karıştırıp durmaktan ibarettir. Acaba nasıl davransam , neye göre hamle yapsam , hangi akılla adım atsam , acaba her şey eskisi gibi mi devam eder , acaba değişen hiçbir şey yok mudur gibi onlarca soru işte. Sanırım benim hayatımdaki gelgitler de bunlardan ibaret son günlerimde. Biraz olsun laf anlatamamak , biraz olsun dert dinletememek , biraz olsun algıda seçiciliğin dibini görmekten ibarettir. Anlaşılması zor bir adam olmadım aslında genellikle ama herhalde son zamanlarda iyice keskin olmamdan kaynaklı sert iniş ve çıkışlar yaşıyorum. Genel anlamda zaten bu anlattıklarım senin benim bir evrilme sürecimin acılı notları. Acı aslında fazla soyutsal bir ifade ama madem en duygusal moddan bel altı çalışıyo...

alın teri?

Resim
evet maalesef dünkü forzanın girişinde, aziz yıldırımın tutuklama kararından sonra bu resim vardı. bariz bir fener antipatisinin sağlıklı düşünmeyi salık vermediği karşı taraftar topluluğu ile renklerden çok adama olan sevdanın gözleri kararttığı diğer bir topluluğu özünde birbirinden ayırabilmek mümkün değil, ikisi de birbirinin düşünsel laciverti bu noktada.  keşke yukarıda istenen infaz, zaten cezadan kurtulamayacak kesime son bir darbe olması yerine, "ucu bize de değse, sonuna kadar git" temalı olsaydı. olmadı. dün metris cezaevinin önünde aziz yıldırım için toplanan kalabalığın tam karşısına yerleşen trabzonluların yanında saf tuttu forza bu görseliyle. peki şimdi; dün tebrik için görselini değiştirdiğin kulübün başkanı, şu an aziz yıldırımın volta arkadaşlığına en yakın aday.   hatta o çok sevilen yıldızları takıma getirdiği söylenen adalı da ifadesine başvurulacak kişilerden biri. her zaman farklı, ince bulduğumuz bir mekanizmanın çarkları nasıl oldu da akıl edeme...

mendes avm

Resim
 fernandesin alternatifi bosingva  cenk, rüştü çıkmazları  stoper eksik diyen ağzımıza doldu bütün takım stoper oldu.  yine de ilk gidecek adam hilbert! veli, burak, tanju'dan birisi bile tutsa piyango.  sidnei&bebe soru işaretleriyle dolu.  tutsalar alınmadığına mı yanarsın, opsiyon fiyatlarına mı.  tutmasalar giden sezona mı yanarsın, ne var ki zaten kiralıktı savunmalarına mı? onur, rıdvan gelir mi bu sene. rıdvan bir şansı her halükarda hakeder de. genç oyunculara verilen sabır bazen "mehmet sedef" örneğindeki gibi sınırları zorlamıyor mu? guti, quaresma, simao, almeida yanyana yazınca biter mi dertler. bitsin mi ya da. en azından sezon başında. ama umutları iyice kırdın noat samisa . bu işlerin üstadı ters manyel dir aslında.

Büyük Beşiktaş: Oyunu Beşiktaş'a veren Taraftar

Büyük Beşiktaş: Oyunu Beşiktaş'a veren Taraftar

ersan dediğin kaç kuruşluk adamdır!

Resim
sana siyah-beyaztan gayrısı yalan! kap'a yapılan açıklama şu şekilde; Oyuncu Ersan Adem Gülüm'ün transferi konusunda Adanaspor Kulübü ile anlaşma sağlanmış olup; sözleşme fesih bedeli olarak Adanaspor Kulübü'ne 2.000.000.Euro ödenecektir. Ayrıca oyuncunun 2011-2012 ve 2012-2013 sezonlarında Süper Lig, Türkiye Kupası ve UEFA Kupası karşılaşmalarında yer almasına bağlı olarak Adanaspor'a sezon başına 1.000.000.Euro'ya kadar ek ödeme yapılabilecektir.  http://www.kap.gov.tr/yay/Bildirim/Bildirim.aspx?id=158619 sözleşme fesih bedeli olarak bir bedel belirlenmişse extra bir ücret ödemenin anlamı nedir anlayamadım? madem bir bedel koyulmuş kendisine ödemeyi taahhüt etmişsin, ayrıca kulübüne minnet etmeye devam etmenin anlamı nedir? açıklamadaki "yapılabilecektir" ibaresi ne kadar açıklayıcı bir durum! egemenin alındığı, sivok'un, ferrari'nin satılamadığı, toramanın - ki bence bjk gibi bir takımda sürekli yedek olması gerekendir- stepnede beklediği, sid...