Kayıtlar

indirdim şarteli

Resim
Mesai saatiniz 24 saat aralıksız bir süreyi kapsayınca ister istemez zaman geçirmek için sosyal medyanın desteğine olmadı kendinizi gerekli,gereksiz bütün dizilerin koynuna doğru bırakıyorsunuz. Diziyi böyle zamana doğru yaydığın sürece de malumunuz dizi karakterlerinden yola çıkıp kendinize doğru bir karakter analizi anında bir empati sonra içselleştirme falan derken olayın boku çıkmaya başlıyor. Ne kadar boku çıkarsa çıksın o kadar mesai saati tek başına geçmez arkadaş , bana da hak verin biraz. Herneyse ben bu sene böyle geçmiş zaman dizilerine bıraktım kendimi genel olarak. Muhteşem Yüzyıl , Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam , Kurt Kapanı derken araya Boardwalk Empire , Hell on Wheels falan sıralama uzun yani. Gerçi Türk televizyonculuğunun nadide eserlerini pek izlemedim ama madem tarihsel falan dedim ilgi çekmek için listeye onları da ekleyeyim bişey olmaz , nasıl olsa hikaye 10 bölümde 2 cm ilerliyor 1 bölüm izlesem 3 ay anlatacak bilgiye sahip olurum her türlü. Tarihsel hikayel...

burn ultimatom

kendimi ne kadar ana programlasam da, insanoğlunun bugüne kadar yaptığı hatayı yapıp yarına erteliyorum; alışverişi, temizliği yemeği ertelemekten vazgeçtim, dalıp umut etmeyi de erteliyorum yarına; zamanın geçiş etkisini hiçe sayarak.kişisel bir mesih meselesi benimkisi. yazının başıyla akışı arasındaki süreden kaynaklı ne yazmak istediğimi de unutuyorum. malum ? ile biten cümlelere nefretim bundandır.belki güzel yanı başkalarından gelen soruların cevaplarını biliyor olmam, en zoru  ise kendime sorduğum sorular olsa gerek. işte bu noktada başlar alkolün etkisi; cevaplayabilecek cesareti bulmak için bazen, ama çoğu zaman uyuşmak için sadece. ilkel bir zaman manikesidir alkol; herşeyin donduğu, alışkanlıklardan, çevreden sıyıran. hızlı bir geçişten sonra sızmayla da sonlanıyorsa. nasıl geçtiğini bilmediğin yatağından beyaz tavana bakarak uyanıyorsan; hoşgeldin. şimdi herşeyi resetlemek için önce marketten bir kutu kırmızı enerji içeceği, mutfağa geçip kimse bitirmeden yeni kıvama...

3 maymun

ekşi sözlükte season when passed takma adı ile arkadaş bir entry girmiş ve onu buraya taşımak istedim , umarım gördüğünde bi tepki vermez ; bu listedekilerin tamamı, dün 24 saat içerisinde gerçekleşti: - polise astımlı olduğunu söylemesine rağmen biber gazı yiyerek ölen gencin hastane önünde eylem yapan ailesine de biber gazı sıkıldı. - sağlık bakanı "tecavüze uğrayan kadının bebeğine devlet bakar" dedi. - kürtajı yasaklayacak kanunun haziran'da meclise sunulacağı açıklandı. - havayolu çalışanlarına grev yasağı getiren yasa meclis'ten geçti. - 300 thy çalışanı grev yaptığı için işten çıkarıldı. - "gazeteci gözüyle sansür ve otosansür" adlı çalışmayı hazırlayan bilgi üniversitesi medya ve iletişim sistemleri fakültesi öğretim görevlisi esra arsan bilgi üniversitesi'ndeki işinden atıldı. - emniyet güçlerinin copları demire çevrildi. - kck davasında avukatlık yapan 103 avukat hakkında soruşturma başlatıldı. - 16 yıllık yeni şafak yazarı ali akel...

bahane

Resim
uzun zamandır yazmamak, yazamamak için on numara bahanelerim var. o uzun zamanın öncesinde yazmamak için bir bahanem olmamasına rağmen bir yandan teknolojik kısırlıktan kurtulamamam, bir yandan da daha çok farklı uyuşma yöntemlerinin başarısını keşfettiğimden olsa gerek; epeyce de bireysel telkin yoluyla ; neyse çok da özlenmemiştir herhalde. kopuşlar holding.    

eurovision tahmini

Resim
Yıl olmuş 2012 hala eurovision mu izliyorsun diyen birisi mevcut ise aşağıdaki videoyu açmasın bile. Hala ciddiye alıp , izleyen , eğlenen bir bünye olarak bu yıl aşağıda videoda görülen zilli ablamızı destekliyorum. İspanya açıklama yapıp şarkıcısına kazanma diye yalvarsa da henüz italya saflarında böyle bir beyanat duyulmadı. Kendisini yıllar önce Ferzan Özpetek'te keşfetmiş hanımlar,beyler. Kısa kesersek yarın akşam birinci aşağıda after all diyişine kurban olduğum zilli ablam alacaktır. Yani "12 points go to Italy " . Sırf not olsun diye de buraya ekledim , daha eğlenceli ve taraflı bir yarışma izlemek için. Bizim Can'a gelince ; 5. olmak iyidir.

keşke

Şu geçirdiğimiz zamanı en basite indirgersek ve en kısa haliyle anlatmaya kalkarsak ; İnsan doğar , yaşar , ölür. Bu şekilde ifade edince 3 kelimeden ibaret bir hayat ne sana ne bana ne başkasına bir acı,sevinç veriyor gibi gözükmüyor. Tanımdan çıkan bizler ; bir düzlemde sistematik bir düzenin parçası olmak için kurgulanmış, biraz düşünmeyi bilen robot gibi.Biraz daha abartırsam; sistemsel bir işkencede görev alma bilincini kendine düstur etmiş mazoşist yaratık gibi. Bundan sonrası zaten o düşünsel eylemi gerçekleştirebilmenin verdiği zorlukla gözyaşı,sevinç,kahkaha,acı,gülümseme,şaşırma gibi o bize lütfedilen tanımlayamadığım zamanı harcayan hareketleri yapıyoruz. Bütün bu eylemleri yapmanın da getirdiği sihirli bir kelime ortaya çıkıyor. Hayatı boyunca tekrar ettiği,etmekten bıkmadığı,sevindiğinde-üzüldüğünde farklı anlamlarda kullandığı ; "keşke". Keşke erkek doğsaydım , keşke şu burç olsaydım ile başlayan doğar kısmına atfedilen keşkeler daha sonra keşke çocuk kalsay...

öylesine

Resim
Devlet tiyatrolarının kapanması , 19 mayıs gençlik bayramı , Türkay Saylan'ın ölüm yıldönümü , Uludere'de yaşananlar , Başkanlık sistemi falan derken aslında politik bir başlık seçip uzunca bir şey karalanabilir ama sanırım uzun zamandan beri hiç niyetlenmediğim şey böyle siyasi bir kaç kelam karalamak. Hele hele ne söylesen çabukca yandaş , karşı damgasını yemenin kolay olduğu ve arkadaşlarının bile düşüncenden dolayı senden uzaklaştığını varsayarsak siyasetim zihnimin dibinde kalsın en iyisi. Sıradan hayatın sıradan zamanını harcamayı çok sıradanlaştırdığımız yaşlara geliyoruz sanırım. Mutluluk kelimesinin anlamını sadece hatıraları anarken kullanmaya zorluyoruz kendimizi. Memnuniyetsizlik , beğenmeme , umutsuzluk , ileriyi görememe gibi kavramlar mutluluk kelimesinin üstüne çıkmış kolbastı oynuyor sanki dilimizin itiklemeleri ile. Herkes televizyonda gördüğü seksenler , doksanlar programını düşünüp ah ne mutluyduk o zamanlar çok şey değişti gibi kaçak dövüşmeyi tercih ediy...